Erkekte Cinsel İsteksizlik

// 14.07.2009 // Cinsel Sağlık, Sağlığımız Hakkında

Cinsel isteksizlik yani diğer adı ile ‘Hypoactive Sexual Desire Disorder’, cinsel fantezilerin veya cinsel aktivite isteğinin sürekli veya tekrarlayarak, kişinin kendisinde veya yaşanılan ilişkide sıkıntı yaratacak  şekilde yok olduğu veya azaldığı durumu tanımlar.

semboller

Cinsel isteksizlik tanısının net olarak yapılamamış olmasından dolayı ne sıklıkla cinsel isteksizlik yaşandığını kesın olarak söylemek mümkün değildir. Çeşitli çalışmalarda görülme sıklığı %5 ila %25 arasında bildirilmiştir. Özellikle her gün alkol kullananlarda, yaşlılarda, genel sağlık durumu kötü olanlarda, iş veya özel hayatında stres yaşayanlarda, hayatında bir kez bile olsa homoseksüel ilişki yaşayanlarda ve cinsel istismara uğramış olanlarda cinsel isteksizlik daha sık olarak görülmektedir.

Cinsel istek tek ve basit bir yapı olmaktan çok birçok farklı parçanın bir araya gelmesinden oluşur. Dr. Levine’ın 2003 senesinde yaptığı öneri şu anda en çok kabul gören hipotezdir. Buna göre cinsel istek üç ana bileşenden oluşur:

v  Dürtü: Biyolojik olan bileşendir. İnsan vücudunun hormonal ve moleküler işlemesinde olan her aksaklık insan cinsel isteğinde kayıp ile sonuçlanabilir. Bunun en genel örneği testosteron eksikliği olan erkeklerde cinsel dürtünün azalması veya yok olmasıdır.

v  Motivasyon: Kişinin kendisinden veya ikili ilişkiden kaynaklanan bileşendir. Burada kişi eşini memnun etmek veya ona karşı bağlılığını ifade etmek amacıyla cinsel ilişkiye yönelir.

v  Arzu: Toplumdan kaynaklanan bileşendir. Erkek veya kadın toplumun ona biçmiş olduğu ‘gerçek erkek’ veya ‘gerçek kadın’ rolünü yerine getirmek amacı ile cinsel ilişkiye girer.

Cinsel istek hemen daima bu bileşenlerin kompleks bir örgüsüdür.  Kendisinin bu kadar kompleks yapısının olması yanında cinsel isteksizlik aynı zamanda sıklıkla başka cinsel fonksiyon bozuklukları (örneğin sertleşme bozukluğu)  ile beraber de görülür. Eşlik eden bu hastalıkların tedavi edilmesi bazı vakalarda cinsel isteksizliği tamamen giderebilmekte, bazı vakalarda ise çok daha kolay tedavi edilebilir hale getirmektedir.

Her biyolojik olguda olduğu gibi cinsel istek de vücuttaki moleküler ve hormonal değişikliklerden etkilenmektedir. Bunları belli başlı olarak hormonlar, feromonlar ve sinir ileti molekülleri (nörotransmitterler) olarak üçe ayırabiliriz:

Ø  Hormonlar: Yapılan bilimsel çalışmalarda erkeklik hormonu olarak bilinen testosteronun cinsel isteği arttırırken östrojen, progesteron, prolaktin ve kortizolün ise cinsel istekte azalmaya neden olduğu gösterilmiştir. Bu moleküllerden belki en fazla araştırılmış olan testosteronun, belli bir düzeyde varlığı cinsel istek için mutlak gereklidir. İnanılanın aksine testosteron seviyesinin belli bir düzeyden sonra daha fazla artması cinsel istekte daha fazla bir artışa neden olmaz.

Ø  Feromonlar: Feramonlar canlılar tarafından salgılanan ekto-hormonlardır. Bu kimyasallar aynı türden diğer canlılarda doğal bir tepkiyi uyandırmak amacıyla salgılanırlar. Genel anlamda her türlü biyolojik tepkiyi doğurmak amacıyla (yemeğe yönlendirmek, alarm vermek gibi) salgılanabilmelerine rağmen insan türü söz konusu olduğunda  genellikle sadece cinsel ilişkiye yönlendirme amacı güdülür. Bilimsel çalışmalar feromonların cinsel isteği arttırdığını göstermektedir.

Ø  Nörotransmitterler: Sinir ileti moleküllerinden serotonin ve histamin cinsel isteği azaltırken dopaminin cinsel isteği arttırdığı bildirilmiştir. Günümüzde ampirik ilaç tedavilerinin çoğunun temeli dopamine dayanmaktadır.

Cinsel isteksizlik tanısı koymak klinisyen için olduça zordur. Genellikle tanı hastanın cinsel isteğinde kendisinin fark ettiği değişikliklere dayanılarak konulur. Bu değişiklikler cinsel ilişki sıklığında, seksüel fantazilerde, cinsellik odaklı düşüncelerde ve cinsel ilişki başlatmada azalma olarak görülür. Bunların yanında bir dizi hastalık ve tedavinin cinsel isteksizlik ile sıkı ilişkili olduğu görülmüştür. Bunlardan aşağıdakilere daha sıklıkla rastlanmaktadır:

·         Erkeklik hormonu (testosteron) eksikliği

·         Prolaktin hormon yüksekliği

·         Kızgınlık, korku, öfke, depresyon gibi ruhsal sıkıntılar ve bunların tedavisinde kullanılan anti-depressanlar

·         Post-travmatik stres bozukluğu

·         İkili ilişkide yaşanan sorunlar

·         Felç, Epilepsi, Böbrek veya Kalp Yetmezliği gibi kronik sağlık sorunları

·         HIV

·         Yaşlanma

·         Vücut geliştirme

·         Yeme bozuklukları

Cinsel isteksizlik tedavi edilebilir bir bozukluktur!

Cinsel isteksizlik tedavisi ilk olarak eşlik eden sorunların giderilmesi ile başlar. Takiben cinsel isteksizliğin organik sorunlarına eğilinilir ve eş zamanlı olarak bir seksüel tıpla ilgili psikolog / psikiyetrist tarafından psikolojik değerlendirme ve destek tedavisi sağlanır. Cinsel isteksizlik tedavisinde ortak çalışma tedavi başarısını çok yükseltmektedir.

Yorum alanı kapalı.